derste oynadığımız oyundan önce eğitim için bi amaç çıkaramadım acıkcası. ama sonra üzerinde uzun süreli düşününce derslerde bazı konularda kullanabileceğimizi cıkardım. mesela ben bir fizikci olsaydım öğrencilerin coguna cok zor gelen elektrik akımında kullanırdım bunu ki cogu cocugun kafasında hiç unutmamak üzere yer ederdi eminim. aslında günlük hayatta cocukların oynadığı oyunlarla dersleri bağdastırsak öğrenciler hem derslerden zevk alır hem de derse calısmak artık onlar için eglence haline gelir
April 26, 2007
zıplama oyununda ilk başta bişey anlayamayıp rastgele zıplasak da grupça sonunda keşfedebildik
bu oyun hakkındaki fikirler güzeldi:
alt sınıfa gıcıklık yapmak mesela. çok zevkli olurdu herhal
ilk derste sınıfın kendine gelmesi için kullanılabilir.
basamak sayısı öğretilirken kullanılabilitesi,
ve de güzel fikirlerden biri çarpmada iki sayı söyleyip sonuç olan sayı kadar zıplanması.
grup çalışmasına gelince; grupların birbirine feedback vermesi güzel. ne yapabileceğimiz hakkında fikrimiz oluyor. bir de konular hakkında nasıl oyun yapılabileceğimizi düşünemiyordum ama grup çalışması olunca herkes bir fikir üretiyor. beyin fırtınası sayesinde ortaya güzel oyunlar çıkacağa benziyor.
April 5, 2007
ip oyununda daha çok zaman verilip her gruptan bir lider seçilseydi daha iyi sonuçlar alınabilirdi. her kafadan bir ses çıktığı için konuşularak veya konuşulmayarak herhangi bir sonuç elde edilemedi, ikisi arasında bir fark olmadı. birlikte çalışmanın olmazsa olmaz koşullarından biri de kaçınılmaz olarak hepimizin de bildiği gibi bir liderin daha doğrusu bir organizatörün olması. oyuna canla başla katılanlar olduğu gibi bir de öylesine orda duranlar vardı(mesela ben
) sizin de dediğiniz gibi inanmadığımız işin içerisinde olmamamız gerekiyor. aslında katılmak gibi bir amacım yoktu ama kendimi birden oyunun içinde buluverdim nasıl olduysa.
oyunda rekabet yoktu, en azından ben öyle birşey hissetmedim. olmaması en iyisi değil mi zaten?
o kadar uzun süre geçti ki, aklımda bu ders hakkında başka bişey kalmadı.
March 23, 2007
dersin başlarındaki teorik kısımlarda canım çok sıkıldı. hatta bazı söylenenleri duymadım bile. dikkatim çok dağıldı yani. ama özgörünüş hakkındaki kısımlar dikkatimi toplamaya yardımcı oldu. özellikle de oyun oynadığımızı zannedip kendimizi teori yaparken bulabileceğimiz ya da teori yaptığımızı zannederken kendimizi oyun oynar bulabileceğimiz kısmı çok ilginç geldi.bu da olmasaydı dersten kopup gidecektim herhalde. ama oyunlara geçince kendime geldim. çok ilginç oyunlar oynuyoruz hakikaten. insanların yaptıklarını taklit etmek zevkliydi. ama ben onların yerinde olsam yapamazdım herhalde çünkü başkalarının karşısına geçip hareket yapmak ve de onların sizin yaptığı şeyi yapması korkunç geldi bana. medeni cesaretim yok galiba.. koca bir grup içerisinde kendini öne çıkarabilenleri tebrik ediyorum. çok yaratıcılardı. ama derste de bahsedildiği gibi başkaları onların yaptıklarından daha üstün bişey yapamayacaklarını gördüklerinde her ne kadar cesaretlerini toplasalar da ortaya çıkamadılar.
March 16, 2007
küme oyununda birbirimizin ortak özelliklerini ve diğerlerini bizden farklı kılan özellikleri öğrenmiş olduk.öğretmenlik hayatımda kümelerdeki kesişim fark gibi kavramları anlatırken kullanabileceğim güzel bir oyun olduğunu düşünüyorum. öğrencilerin kavramları daha iyi öğrenmesini sağlayacak aynı zamanda birbirleriyle kaynaşmalarını, birbirlerini tanımalarını sağlayabilecek ve eğlenceli bir oyun. içine kapanık öğrencilerin de iletişim kurmayı becerebilmelerine olanak sağlayabilir de ayrıca.
kağıttan eserlere yapılan yorumlardan oluşturulan hikayeler çok güzeldi. insanların hayal güçlerinin sınırlarının ne kadar geniş olduğunu ve ne kadar yaratıcı olabileceğimizi gördük. ben de öğretmenlik hayatımda öğrencilere matematiksel terimler vererek onlardan hikaye oluşturmalarını isteyebilirim. öğrenciler için hem farklı bir aktivite olur hem de kavremlar üzerinde düşünmelerini sağlayabilir.
sced487-blog1
March 8, 2007ilk ders üniversite hayatımda geçirdiğim en zevkli dersti.bu derste oyun oynamanın hangi yaşta olursa olsun insana ne kadar zevk verdiğini anlamış oldum. derste de bahsettiğimiz gibioyun içinde yer almak keyif vericiydi. hepimiz çocuk gibi olmuştuk. derslerde oyun kullanımının gerekliliğini ise şöyle ifade edebiliriz:
tamammen odaklanmayı sağlaması
herkesin katılımına zemin hazırlaması
merak uyandırıcı olması
dersin ortasında yapıldığı zaman derse devam edildiğinde yeni bir derse giriyormuş gibi bir his uyandırması.
March 8, 2007
“Bir şey öğretilebiliyorsa oynanabilir de.” Dersin başında bu güzel cümleyi duydum ve çok hoşuma gitti. Ben bu dersi aldığımdan beri düşünüyordum her konuda nasıl oyun bulabilirim olur mu böyle bir şey diye ama bu cümle beni her konu için bir oyun bulunabileceği konusunda bir kez daha düşünmeye itti. Derse oynadığımız oyunlara gelince; ilk oyunda (birbirimizin sırtına şekil çizdiğimiz oyun) insanların bazı şeyleri ne kadar da farklı algılayabileceklerini görmüş olduk. İkinci oyunda (deneyim tanımı) ise çok kısa bir sürede bir şeyi hatırlayabilmenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Aynı zamanda fikirleri taşıyarak öze ulaşamayacağımızı fakat öze ulaşılırsa bir fikri taşımanın daha kolay olacağı kanısına vardık. Bu oyunda insanlar istemese de birbirleriyle iletişime geçmek durumunda kaldı. Sosyal beceri olarak girişken olanlar daha fazla kişiyle temasa geçti. Netice de eğlenceli ve güzel bir dersti.
Hello world!
March 1, 2007Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!